8 Mart 2010 Pazartesi

Okuma merakı??

- Neden ben okuyamıyorum? sorusunun cevabı ne ola ki...

- Biraz daha büyümelisin annecimm...

- Ama ben büyüdümmmm

- ???

-----------------

- Anne bana yumuşak G 'yi gösterir misin?

- ????

-----------------

- Anne yavaş yavaş oku birlikte okuyalım

Anne söyler, kızı tekrar eder.
Uzun bir yazı önünde okumamı istediği. Hepsini bir anda okumamı istemez. Kelimeleri tek tek, sırayla işaret eder ve ben okurum.

--------------------------------------

Anne kaçak bu aralar. Soruları bazen duymazdan geliyor. Okula gitmeden okumayı öğrensin istemiyorum. Ama içindeki okuma merakı onu ne kadar dizginleyebilirim. Sorular ne zamana kadar yanıtsız kalır. Sorular... Sorular...

İstanbul çekilmiyor...

Her geçen gün yoruyor insanı.

- Şöyle yatağından dinlenmiş olarak kalkan varmı
- Aldığı nefesi ciğerlerinde hisseden
- Hiç bir yanının ağrıdığından şikayet etmeyen
- Bir yerden, bir yere gitmek için saatlerini yolda harcamayan
- Pazar kıvamındaki alışveriş merkezlerinde başı dönmeyip, karnı ağrımayan
- Ruh hali dengede olan

Suç kime bulsam şaşırdım.

Yattığım yatağa mı?,
İstanbul'un karmaşasına mı?,
Havaların abukluğuna mı?
4 mevsim yaz yaşayacağım bir yere göç etmem lazım sanırım...

Düşündümde kızımın o pamuk ayakları çıplak, çimlerde sereserpe yatsak.

Temiz havayı çeksek ciğerlerimize.

Resimler yapsak.

Çok mu şey istiyorum acaba....

5 Mart 2010 Cuma

Ofise Bahar Geldiiii



Fotoğraflarla birlikte kokusuda gelse sizlere nasıl güzel olurdu. Mis mis nasıl güzel bir koku burnumun dibinde bittim.



Annem aldı bu sümbülü onda açanların rengi beyaz ve pembe. Bendeki mor açınca nasıl mutlu oldum anlatılmaz :))

Bahar gibisi yok....

4 Mart 2010 Perşembe

Göz adam



Ne zamandır çim adam almayı düşünüyordum. Suladıkça çimlerin çıkışını izlemesini, sabırsızlanmasını merak ediyordum. Sonra kendimiz yapalım daha çok eğlenir diye düşündüm. Yapılış aşaması fotoğrafları yok. Çim ve talaş artıkları daha fazla dağılmadan faaliyeti bitirmenin derdinden fotoğraflamayı düşünemedik. Çim adam bittiğindede küçük hanım gözlerinden çok etkilenmiş olacak ki göz adam demeye başladı.



Göz adamını çok seven balküpü anne benimle yatabilir mi demekten kendini alamadı. Olumsuz yanıtı duyuncada yüzü biraz sarktı.

3 Mart 2010 Çarşamba

Duygusal anlar...

Dedem yeni ev için bana hediye almak istiyormuş. Bununla ilgili konuşma geçiyor aramızda. Dede lütfen diyorum ne hediyesi siz iyi olun yeter. Benim size hediye almam gerek üzmeyin beni diye.

O sırada konuşma devam ederken minik bir kedi bacaklarıma yapışmış mırıl mırıl mırıldanıyor. Kulak verdim. Sessizce ''anne üzmesinler seni '' diyor. Güler misin, ağlar mısın. Tatlım üzülmüyorum diyorum ama kafasındaki sorularıda yanıtlayamıyorum. Gülümsüyorum sıkıca sarılarak. Çocuklar nasıl algılıyorlar hayatı kestiremiyorum....

Teşkilat

Nasıl kızgınım anlatamam bu şehirde birileri ne çok akıllı geçiniyor. Geçen hafta Eczacıbaşı gelişim pazarlamadan bir bey geldi. Hoş sohbet ürünlerini anlattı temizlik ürünleri satıyor. Kampanyadan bahsetti. Makul geldi fiyat listesi istedim yanımda yok mail atayım dedi. Peki dedim onada. Çıkarkende lavaboyu sordu tarif ettim gitti.

Bir hafta sonra bugün yanıma geldi. Daha merhaba der demez size kötü bir haberim var dedi. Allah Allah ne acaba kötü haberi ?? dedim. Buyrun hayırdır falan. Havlu kağıtlar için kullandığınız makinalar bize ait ama içindeki kağıtlar değil, o nedenle makineleri sökmemiz gerek dedi. Nasıl tepem attı anlatmam. Buraya gelmişsin adam gibi. Ürünlerini anlatmışsın. Değer görmüşsün. Yetmemiş gitmiş havlu kağıtların makinesini kontrol etmiş içindeki kağıt nedir ne değildir bakmışsın. Buraya teklif vermeye geldiniz gidip makinelerimi kontrol ettiniz dedim. Yok işte tuvalaet ihtiyacım vardı dedi. Ben kızıp tersleyince işte bu makineleri almak için sözleşme yapmış olmanız gerek falan dedi. Makineler 4 yıldır takılı hatırlamıyorum. Ben bulurum gibi ukalaca konuştu. Git bul gel o zaman yaptığınız hiç etik değil çok çirkin dedim. Çıktı gitti.

Makine dediği her yerde satılıyor. Yani yesem söküp gidecek makinaları. Yada kendi malzemesini sattıracak. Millet mi çok uyanık bizmi çok saf kaldık anladım. Kartını falanda bırakmadı. Nasıl bir teşkilat siz düşünün Allah bilir firmayla hiç bir bağlantısı yok. Kartını nasıl almadım ona kızıyorum en azından firmayı uyarırdım.

1 Mart 2010 Pazartesi

Yük...

Bir ton yük var sanki omuzlarımda
Dünyayı kurtarmaya çalışmışımda, başaramamışım gibi...
Bir bıkkınlık, bir yılgınlık
O koltuktan bu koltuğa geçesim yok.
Sebep yok, sonuç yok...
İstek hiç yok.
Bekliyorum geçer diye
Ümitle....