27 Ekim 2010 Çarşamba
Kendi yaptığın hep tatlı gelecek böyle... :)
26 Ekim 2010 Salı
Bunu düşünen tek anne-baba biz miyiz?...

Foto alıntıdır.
21 Ekim 2010 Perşembe
SSBÇY - Sorumluluk Sahibi Bağımsız Çocuklar Yetiştirme
Yazmak istediğim o kadar çok şey varki. Ama doğru yerden başlamak istiyorum. Gerçekten sancılı dönemler yaşıyoruz son zamanlarda. Kızımıza ulaşamıyoruz. Onu anlamakta güçlük çekiyoruz. Bir çok şeye direniyor. Son noktaya kadar sabrımızı ölçüyor. Madde madde yaptıklarını yazmak istiyorum.
- Sabah daha gözünü açar açmaz ağlıyor. Okula gitmiycem neden okula gidiyorum?
- Tuvaletimi sen yaptır, kendim yapmak istemiyorum. (Daha önce ben yapıcam sen yaptırma diyen kızım)
- Okula giderken onu giymek istemiyorum, çorap acıtıyor gibi eften püften mazeretler.
- Okul girişi ağlamaklı haller.
- Okulda öğretmen ve arkadaşlarıyla sınırlı iletişim.
- Kıyafetimi annem giydirsin, baba sen git.
- Okulda konuşmak istemiyorum.
- Meyve suyu ister, yarım bardak konur, hayır daha fazlası olsun yetmez. Daha fazlası olunca, hayır ben biberonla istemiştim.
Son günlerde sıkça yaşadığımız tablolar yukardaki şekilde gelişiyor. Bizi endişelendiren sorular;
- Okulda mutlu değil?
- Öğretmenini sevmiyor?
- Kurallara uymak güç geliyor?
- Bizden ayrılmak istemiyor?
- Yabancı bir ortam ona güvensizlik hissi veriyor.
Tüm bu sorularla gidip geldik. Başlangıçta problemler daha ufaktı daha az gözle görülür. Ama olayları büyütünce açıkcası okul fobisi geliştirmesinden korktuk. Şuan profesyonel destek almaya başladık ailece. Dünde bir kitap önerdi danışmanımız. Kitap bittiğinde onunla ilgilide yazacağım. Ama asıl sorunumuzu öğrendik. Dahası tüm bu yaşananların okulla hiç bir ilgisi olmadığını.
Çocuk: Sınır koyamayan bir aile. Nerede durması gerektiğini bilmiyor. Sınırlarımızı en uç noktalara kadar zorlayarak dayanma gücümüzü keşfediyor.
Anne - Baba: Daha önce yaşadığımız sağlık problemleri nedeniyle bir el bebek, gül bebek bebek büyütme şekli. Aman ağlamasın, aman üzülmesin, aman hasta olmasın diye bir çok şeyin hazır olarak önüne sürülmesi. Korku hali. Dış dünyada zarar görecek fikri.
Yaşadığımız sağlık sorunun geçtiğini biliyoruz. Ama malesef izlerini silmek tahmin ettiğimiz gibi kolay değilmiş. Yada sağlıklı olduğunu öğrendikten sonra yaşadığımız bu geçiş sancıları bunlar. Ebeveynlikte herşey gibi her yeni adım deneyimleyerek öğrendiğiniz bişey. Aslında bir hafta önce çok umutsuzdum. Kızıma ulaşamamak beni deli ediyordu. Şimdi aldığımız yardım, her yeni gelişme, okuduklarımız, anne -baba iletişiminin daha iyiye gitmesi beni gerçekten rahatlattı.
Danışmanımız bize bişey söyledi. 'Siz ona bonfilenin hep en güzel yerlerini vermişsiniz'. Sahiden böyle mi yapmıştık? Seçeneklerini bile sınırlamayı becermemiştik. Özgür, özgüvenli bir çocuk yetiştirmeye çalışırken. Sınırları olmayan çoğunlukla şikayet halinde bir çocuk oluvermişti.
Biz şimdi sınırlarını bilen Sorumluluk Sahibi Bağımsız Bir Çocuk Yetiştirmek istiyoruz. Güzel adımlar atıyoruz.
Biliyorum uzun oldu, paylaşmaya devam edeceğim :)
20 Ekim 2010 Çarşamba
Durunnn....! :)
Trafik işareti faaliyeti aklımdaydı. Dün anne-kız günü olunca değerlendirdik bu fikri. Aslında kağıt ve kartondan bişeyler yapmaktı niyetim sonra ona danıştım tual fikrini o verdi :). Çokta iyi etti. Teşekkür ediyoruz tekrar.
Ben DUR işaretini şablon olarak çizdim, oda boyadı. Bu bizim ilk tual çalışmamız. Tarih atmak gerek. Resim okadar sanatsal oldu ki trafik işaretini epeyce değişime uğrattık. Renklerin birbirine karışması, kağıda göre daha rahat çalışma şekli çok hoşuna gitti. Kuruması için bıraktık dün bugünde duvardaki yerini alacak...
18 Ekim 2010 Pazartesi
15 Ekim 2010 Cuma
Şükür...

Bugün yağmur yağıyor ve benim kursum var (fotoğrafçılık). Haftasonu 4 tane fotoğraflarına bakıp okuyacağım Atlas dergim var, 500 lük bir puzzlem var, sütüm var, nescafem var, sıcacık evim, polar battaniyem ve ayaklarımı sıcak tutan terliklerim var. Kahkahası eksik olmasın istediğim kızım ve hep etrafımda olsun istediğim sevgilim var. Annem, babam, kardeşlerim iyiler, mutlular hepsinden haberim var. Düşündümde ne kadar çok şükredecek şeyim var.
Şükredecek ayrıntıları görmek dileğiyle güzel bir haftasonu diliyorum sizlere....
13 Ekim 2010 Çarşamba
Sonbahar, Yürüyüş, Yağmur...
Herşeye ağlayan, beyaza neden siyah değil diye tepinip duran bir cüce oldu kendisi. Hava alsın dedik babayla.Hepimize iyi gelir diye düşündük. Okul çıkışı bu güzel alanda yürüyelim birazcık.
Hava azıcık güzel olsa tüm elektiriği toprağa gerçsinde rahatlasın diye dolaştıracaktık yalın ayak. Babaya göre bu bile kafi değil son günlerde.
Yeşil görmek. Ağaçlara dokunmak. Sevdiklerini huzurlu görmek hayatın tüm kargaşasını unutturuyor insana. Daha çok vakit geçirmekti niyetimiz ama yağmur ben geliyorum dedi. Koşa koşa eve doğru gidin dedi. Bizde gittik dudak bükerek...
Ps: Hep yukardaki gibi gülümsese ne güzel olur dimi? Tamam biliyorum cocuk bu ağlaya ağlaya büyüyecek :D
12 Ekim 2010 Salı
Mim..
Minik hanımın sürpriz gününde arkadaşları için kek. Birlikte hazırladık.
İş arkadaşım Betül için doğumgünü kutlaması :)
Hafıza kartı oyunu. Son günlerin vazgeçilmezi değişik oyunlarda üretiyor bu kartlarla :)
Bu sadece kendim için. Puzzle nasıl terapi gibi geliyor bana anlatamam. Fakat dün akşam itibari ile bitti.
Dün akşam iş çıkışı günlük koşturmaların dışında yukardakilerede fırsat buldum. Sanırım 2,5 saatim tamamiyle mutfakta geçti. Yattığımda hafif bir sırt ağrısıda eşlik etti bana. Tüm bunlara rağmen sevdiklerimin mutluluğu paha biçilemez :)...
11 Ekim 2010 Pazartesi
7 Ekim 2010 Perşembe
Başlıksız....
5 Ekim 2010 Salı
İlkler...
Birde Pazar günü ilk veli toplantımıza katıldık :). Anne - baba ikimizde çok heyecanlıydık. 4 Yaş özelliklerinden, dikkat edilmesi gerekenlerden, kullanacakları kitap ve eğitim içeriğinden detaylı şekilde bahsettiler. Ebru öğretmeni kızım hakkında o kadar güzel şeyler söylediki babayla birlikte mest olduk. Son çalışması okulda. Gördüğümde bunu o mu yaptı demekten kendimi alamadım. Başarıları, onun için söylenen övgü dolu sözler insanı nasıl mutlu ve motive ediyor anlatamam.
