1 Nisan 2010 Perşembe

Yapboz

Az önce telefonda konuştuk.
-Anne sen ne yapıyorsun işte ?
- Çalışıyorum tatlım...

- Anneanneme ne dedin?
- Hava çok güzel bahçeye çıkın hava alın dedim.

- Akşama ne istersin, istediğin bir şey var mı?
- Yapboz :))

Şeker değil, çikolata değil, bebek değil yapboz...

Anneanne arakadan uyarır kızım bir sürü yapbozun var napıcaksın
- Parçalarını takıp çıkaracağım anane....

31 Mart 2010 Çarşamba

Bir tatlı gülüş, biraz çığlık...

Trafik, insanların bitmeyen sorunları.
Bir dolu asık surat.
Sonu gelmeyen işler.
Ağrıyan baş.
Uykusuzluktan kapanan gözler.
Hepsini unutturan tek şey kapıyı açıp gülümseyen suratıyla,
annem gelmiş diye atılan bir çığlık :)...

26 Mart 2010 Cuma

Hangi, Hangisi ????

Önünde duran bir kase çorbaya
- Hangi çorba??

Aynı evin içindeki anneanneye
- Hangi anneannem??

Gözünün önündeki ayakkabıya
- Hangi ayakkabım??

Kocaman TV ye
- Hangi televizyon??

Hatta ve hatta telefondaki babasına
- Hangi babam ??

diyincee geldiler bana. Takmış durumda ne söylerseniz söyleyin başına hangi, hangisi kesin geliyor. Evladım kaç tane baban var diyosun yanıt yok. Belkide ne amaçla kullandığını bilmiyor. Öylesine kullanıyor ama mütemadiyen olunca hepimize birazcık geliyor :)))

22 Mart 2010 Pazartesi

Ördek suda yüzüyorrrr....



Cumartesi günü suya kavuştu Zeytin Peynir hanım. Çok fazla kalmak istemedi. Balküpü ise merakla izledi her anını. Artık daha rahat sevebiliyor. Zeytin peynirde ona alıştı sanırım. Eve gelen her misafire çok sevimli geliyor. Büyükler bile bizde alalım demekten geri kalmıyorlar. Bir kere çok evcil. Civcivler gibi kaçmıyorlar bilakis dibinize dibinize giriyor. Buda insanın çok hoşuna gidiyor.



Yalnız çok yiyor. Ne kadar verirseniz o kadar yiyor. Çok yiyincede yerinden kalkamıyor zavallıcık:). Tek başına yem yemiyor. Bir yemden, bir sudan sırası hiç şaşmıyor. Kutuya biri yanaşınca çıkart beni diye zıp zıp zıplıyor. Biz çok alıştık nasıl ayrılıp birine veririz bilmiyorum. Herkesin sevgilisi oldu. Özellikle küçük hanımın dışarıya çıktığımız an ördeğimde gelsin anneee isteği hiç bitmiyor....

18 Mart 2010 Perşembe

Hastalık....

Dün aşağıdaki postu yayınladıktan saatler sonra tam yola çıkmışken dedemiz aradı. Çabuk eve gelin diye. Gün içinde hafif ateşi varmış zaten benimde haberim vardı. Annemi en son aradığımda uyuyor dedi. Uykusundan bağırarak uyanmış. Kendinden geçer gibi olmuş annem ateşten sanmış. Hemen yıkamış. Biraz kendine gelmiş ama bu seferde konuşmamış. Babamı aramış panikle 112'ye haber vermişler. Ben bu arada öğrendim. İşin kötüsü iş avrupa yakasında ev anadolu yakasında. Yollar uzadı Allahtan köprü boştu ama yinede nasıl gittiğimizi bilemedik. Doktor adını sorduğunda cevap vermiş annem o zaman rahatlamış. Ateşi var ama havale değil demiş. Büyük ihtimalle geniz akıntısı takıldı tıkanmıştır demiş. Çünkü tüm bunların akabinde kusmuş. Bu tıkanma ilk değil daha büyüğünü atlattık biz. Bilinci kapandı vs vs. Bu mevsimsel yada bazı çocuklarda olan birşey dediler. Bazı çocuklar bu konuda hassas olurmuş Almina'da bunlardan biri. Gittiğimde ateşi vardı ilaçlarını başladık. Geceyi rahat atlattık mışıl mışıl uyudu. Fakat gerçekten panik olduk. Rabbim kimseye yaşamasın gerçekten çok zor. Umarım böyle şeyleri tekrar yaşamayız. Bazen bazı şeyler insanın içine doğuyor ama sebebini bir türlü bulamıyor. Bir çocuk büyütmek çok zor. Tekrar yaşamamak dileğiyle...

17 Mart 2010 Çarşamba

Sana....

Bu gece uyumadın.
Sen zaten uyumayı hiç sevmezsin.
Sorsalar en çok nerde zorlandın diye,
uyutmakta derim, uykuya daldırmakta....
Hasta olacaksın belki.
Belkide başka bir şey sebep uyumamana
Bilmek o kadar güç ki
Tek söylediğin 'uyumak istemiyorum'.
Aklım şimdi sende...
Ateşi çıktı mı, uykusuzluktan mı bu yorgun halin
Bilmezdeyim, görmeden geçmeyecek biliyorum...
Anneler bazen sabırsız olur, tıpkı cimcimeler gibi.
Tüm gece seninle çizgifilm izleyip,
Sabah uyandığında yanında olamadığım için çok üzgünüm.
Bedenim yanında değil ama bilki aklım her saniye sende bebeğim....


Not: Çalışan anne vicdanı....

16 Mart 2010 Salı

Zeytin - Peynir



Semt pazarından almışlar baba kız bu minik yaramazı. Önce bir almasaydınız yazık ölür falan dedim ama sonra hemen kanım kaynadı. Sayısını hatırlamadığım kadar civciv büyütmüşümdür ama bir ördek mi bu bir ilk.

Almayacaktık dedi eşim. Bakıyorduk sadece. O sırada başka bir kız gelip siyah olanı seçti gidiyordu. Balküpü başladı ağlamaya. Siyah benim ben alacaktım diye. Bir adet siyah kalmıştı. Ördeği alan kız bizim cimcimenin ağlamasına dayanamamış onun olsun o alsın demiş. Babada mecbur kalmış almaya.







Simsiyah tüyler kanatlarının uçları beyaz. Ben dedim zeytin, baba dedi ne peynir mi? minik hanım dedi zeytin-peynir adı kaldı zeytin-peynir.


Çok tatlı hemen alıştı bize. Almina ise bu kadar istemesine rağmen biraz korkuyor. Uzaktan seviyor. Arkadan arkadan okşuyor tüyerini. Ama o koşunca ördekte bir koşuyor ki peşinden görülmeye değer :))...






Şimdilik bizimle biraz daha büyüyünce yeni bir yuvaya gidecek. Ama diğer ördeklerden farklı olacağı kesin. Balküpü onunla konuşuyor, hikayeler okuyor. Kültürlü evcil bir ev ördeği.... :)))